Günün Sözü

Yüreklice düşün, gir bu yola seve seve !


İyi yaşamayı sonraya bırakan kimse yolunda bir ırmakla karşılaşıp da akıp geçmesini bekleyen köylüye benzer.. Oysa ırmak hiç durmadan akıp gidecektir...*

Not: Resim http://www.manzara.gen.tr/ den alınmıştır. Çok güzel resimler bulunmakta

Yeni İş

Yeni bir iş planı oluşturuyorum kafamda. Yazın kırtasiyelerde iş olmazmış. Veya oldukça düşermiş cirosu. (bizimkinden daha düşüğü ne oluyorsa) :)) Arabanın arkasına koyacam malzemeleri yazlık yerleri gezeceğim. Hem ticaret hem ticaret olacak. Nasıl fikir ama? nede olsa yazlık yerlerinin çoğu mahrumiyet bölgesi. Olmadı balık tutar ekmek arası satarım. Onca sene boşuna okumadık ya. :))

Bazen düşünüyorum da boşuna okuduk herhalde. Okumasaydık dükkan işine girer çekirdekten başlardım hayata. Çekirdek gibi bir hayatım olurdu. O gün bitirene kadar ye, ertesi gün yeniden dolan çekirdek deposunu yeniden bitirene kadar ye. Böylece gelecek-dün gibi kavramları yaşamazdım.

Yazı gittikçe hüzünlenecek gibi geldi. Birinci paragraftaki iş fikrine dönüp onun üzerinde egzersiz yapmaya deva edeyim.

Bu Nasıl Bir Hikaye

Bir Afrika Hikayesi

Sabah bir ceylan uyanır Afrika'da.
Kafasında tek bir düşünce vardır.
En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek,
Yoksa aslana yem olacaktır.

Her sabah bir aslan uyanır Afrika'da.
Kafasında tek bir düşünce vardır.
En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek,
Yoksa açlıktan ölecektir.
Bu hikaye yine çok mail aldığım yıllarda bana gelmişti. O zamanlar çok sevdim diye hatırlıyorum. Nasıl olduysa bugün yine aklıma geldi. Bir siteden buldum yayınlayayım dedim. Ancak şimdi sevmedim bu hikayeyi. Yaşlanıyormuyum acaba. Çok stresli bir hayatı çok gergin bir hayatı insanların önüne süren gözüne sokan bir hikaye. Bence kim bu hikayeye göre hayatını yaşıyorsa, aslanın yakalamasına fırsat kalmadan vücudu iflas eder.

Aslına bakarsanız uzak doğu ile afrika arasındaki en temel fark bu hikayede yatıyor olsa gerek. Asya da dinginlik durgunluk anlatırken sözler. Afrika da daha bir ölüm kalım savaşı anlatılıyor. Yaşam her iki yerde oldukça farklı olmalı.

Her ikisinide ilk fırsatta görmem lazım. :) bu dükkan işi beni felsefileştirecek mi acaba?

Hazırlık

Son dönemlerde kırtasiye başlangıcından sonra yeni heyecan da KPSS 2010 sınavı. Dükkanımda oturdum ona çalışıyorum. İnternetten hazırlanmış sınav soruları çözüyorum. Bugün sabah 9 yaşımdaki kızımla bir grup soruyu birlikte çözdük. Matematik'te ben iyiydim. :))) (neyseki daha denklem çözmesini filan bilmiyor.) Türkçe'de kafa kafaya, ancak Tarih'te o öndeydi. (Nerden hatırlayayım mondros ateşkes antlaşmasının tarihini, itilaf devletlerini, ittifak devletlerini? Biz karı koca antlaşmaları, Yıllık okul taksitleri vs. çalıştık uzun süredir. :))) ) 

Neyse azimliyim haftaya kadar çalışıp benim kızı geçeceğim. Düşünce mantığına bakılırsa onu geçersem 80 in üzeri garanti. Ondan sonrası biraz daha çalışma.

Mükemmeliyetçilik

Bizim Hanım,

Çocukların küçükken kendilerine gözlük alınmasını talep ettikleri gibi, Anne-Baba'ların çocuklarına hiperaktiflik yakıştırma çabası içinde oldukları gibi, kendine aşağıda bahsi geçen rahatsızlığı koymuş. Çok fazla internette gezmenin ve sıkıntılı çok fazla adamla konuşmanın sayesinde oda kendine bir rahatsızlık uydurmuş. MÜKEMMELİYETÇİLİK. Aşağıda google dan ilk bulduğum tanım bulunmakta.

Bizim hanımın mükemmeliyetçi olmadığını biliyorum. En altta kırmızı ile belirtilen maddeye bakılırsa bizim kızın olmaması için bir neden yok. Gerekli her şartı annesi sağlıyor maşallah.

Mükemmeliyetçilik Nedir?
Mükemmeliyetçilik genellikle en iyiyi yapma çabasıyla karıştırılır. Oysa sağlıklı bir şekilde elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmakla mükemmeliyetçilik arasında fark vardır.

En iyiyi başarmak için çaba gösterenler başarılı olmak ya da hedeflerine ulaşmak için gösterdikleri bu çabadan zevk alırlar. Mükemmeliyetçi kişiler ise hiçbir zaman ve koşulda hata yapılmaması gerektiğine inandıklarından kendilerinden ve yaptıklarından sürekli kuşku duyup, kaygı içinde yaşarlar.

Bunlar bazen birlikte görülse de, Gordon H. Flett ve Paul L. Hewitt (2002) üç çeşit mükemmeliyetçilik tanımlamıştır:

• Kendine yönelik: Ulaşılması olanaksız ve gerçek dışı standartlar belirleme eğilimi. Kişi kendisine son derece yüksek beklentiler dayatır, hata kabul etmez ve sürekli olarak kendisini eleştirir.

• Başkasına yönelik: Belirlenen gerçek dışı ve yüksek standartlara başkalarının uymasını bekleme eğilimi. Bu kişiler başkalarına iş veremezler, yaptıklarını beğenmez, sürekli hata bulurlar. Genellikle öfke ve doyumlu ilişki kuramama sorunları vardır.

• Sosyal beklentiler: Başkalarının kendilerinden ulaşılması olanaksız beklentileri olduğu inancı. Bu kişiler çevrelerinden onay ve takdir görmek için çok yüksek standartlara ulaşmaları gerektiğine inanırlar. Genellikle öfke, standartlara ulaşamadıklarında depresyon ve başkaları tarafından yargılanma korkusu duyduklarında da sosyal kaygı sorunları vardır.


• Sosyal tepki: Karmaşa içindeki (örneğin, sürekli kavga eden ana-baba, belirsiz ya da tutarsız kuralların olduğu bir ev ortamı) bir ortamda büyümüş ve çeşitli tacizlere (örneğin, fiziksel şiddet görmek, utanca boğulmak) uğramış çocuklar kendi denetleyemedikleri ve öngöremedikleri şeylerin olduğu bir ortamda kestirim ve denetim duygusu geliştirebilmek amacıyla savunma mekanizması olarak mükemmeliyetçilik geliştirebilirler.



Not: Bilgiler
http://burem.boun.edu.tr/burem/web/mukemmelliyetcilik.asp bu siteden alınmıştır. Daha fazla detay siteden bulunabilir.