SÖZ

"BAZEN KÜÇÜK BİR ADAM DA BÜYÜK LAF EDEBİLİR;

AMA BÜYÜK İŞLER BAŞARMAK İÇİN MUTLAKA BÜYÜK ADAM OLMAK LAZIMDIR
."

Erdal DEMİRKIRAN : İFLAS ETMENİN YOLLARI Adlı kitabından alınmıştır.

TEZATLAR

Bir süredir. Urfa viranşehir ve çevresinde görev yapmaktayım. Türkiyenin birçok büyük şehrinde gerek görevli gereksede gezi amaçlı bulundum. Türk - Kürt veya dil kavgalarının yaşandığı ülkemizde herhalde oranlarsam en fazla türkçe isimli mağaza, dükkan vs. yerleri burada gördüm.
Bu bana oldukça ilginç geliyor. Yolunuz buralara düşerse birde bu gözle bakın isterim.

YUKARI BAK


Yaşasın bu hafta sonu aylardır beklediğimiz film geliyor.


filmin fragmanını geçen sezon kızımla sinemada görmüştük. Çok beğenmiştik. Uzun süredir de merakla bekliyorduk. Hafta sonu televizyonda reklamını gördüm 16/10/09 (yarın) dublajlı olarak vizyona giriyormuş. Telefonla kızımla görüştüm hafta sonu programımızı yaptık. O cuma günü akşam gelince Adana'lı başlayana kadar ödevlerinin bir kısmını, cumartesi sabahta kalan kısmını yapacak. Eğer yetişebilirsem cumartesi akşamı seyretmeye gideceğiz. Yoksa Pazar günü.


Annemiz kızsada, Büyük boy patlamış mısır, Kızıma meyve suyu bana kola, çıkınca da Burger King Wooper menu bana, Junior menu kızıma (artık hangi oyuncağı seçerse). Biz abur cubur yemeği çok seviyoruz.
Bir ihtimal annemizin gönlü olursa bize patateste kızartır ama bakalım. Hayırlısı.
Bu da Kızıma: HEPSİNİ BEN YİYECEĞİM.


Bu hafta sonu anneyi kızdıracaz ama olsun. Ona da salata alırız. Ayrıca keyfimiz onun kızgınlığını alır.


BÜYÜK AĞACIN EFENDİSİ

Kızım 6-7 yaşlarındaydı. Onunla gece yatağa uzanıp, benim anlattığım o anda aklıma gelen masallarla uykuya dalardık. Bunlardan 1 tanesi

O Ağacın Dallarının Efendileriydi.

Masal şöyle başlıyordu.

Yıllar yıllar önce, bir çocuk sırtına çıkınını alır ve yola düşer. Az gider uz gider dere tepe düz gider yolda bir kediyle karşılaşır.

Kedi ona derki "hey çocuk nereye böyle çıkınınla?" Çocuk " Köyümden yurdumdan uzaklaşmak istiyorum der. Kedi de " bende gelebilir miyim?" der. Olmaz dersede çocuk ısrarlara dayanamaz ve gelebileceğini söyler. Neyse uzatmayalım. Daha sonra bir eşşekle karşılaşırlar. Aynı konuşmalar onunlada yaşanır ve eşşek te onlara katılır. Derken uzun upuzun bir yol gittikten sonra. Büyük bir ağacın yanına gelirler. Baktıklarında ağacın zirvesini göremezler. Burası korunaklı derler ve altında dinlenmeye başlarlar. Uyuyakalırlar. Bir süre sonra yukarıdan kafalarına birşeylerin düşmesiyle uyanırlar. Alttan bir şey göremedikleri için yukarı tırmanmaya karar verirler. Birinci dala çıktıklarında ilk önce birşey göremezler. Ancak çevreyi araştırdıklarında yaprakların arasına saklanmış sincabı görürler. Ve aralarında şöyle bir konuşma geçer.

Sincap: Hey siz kim oluyorsunuz böyle benim dalıma çıkıyorsunuz?

Çocuk: Aşağıda uyuyorduk. Kafamıza birşeyler düşünce uyandık merak ettik ve buraya tırmandık. Peki sen kimsin?

Sincap: Ben bu ağacın birinci dalının efendisiyim

Ve bu öykü böyle çocukla arkadaşları, ağaçta yukarıya tırmandıkça yeni dalların efendileriyle karşılaşmalarıyla devam eder.

Şimdi düşünüyorum. Hayat ağacında tırmandıkça her gün yeni dal efendileriyle karşılaşıyoruz.

Niye anlattım derseniz Hem kızımı çok özledim. Hem de paylaşmak istedim. Beğenirseniz çocuklarınıza anlatırsınız belki.

UNUTUYORUM


"Bir kutudan diğerine geçmek için, önce içinde bulunduğunuz kutunun varlığını, sınırlarını, nasıl göründüğünü tanımlamanız gerek. Sonra da, yeni yaratmak istediğiniz kutunun nasıl göründüğünü, o gerçekliğin nasıl olmasını istediğinizi tanımlamalısınız. Son olarak ise, yeni kutu hakkında ve sonrasında sizi bekleyen yeni gerçeklik hakkında heyecanlanmanız lazım."

Evrenden Torpilim Var / Aykut Oğut

Yukarıdaki yazıyı oldukça yakın zamanda yaklaşık 3,5- 4 ay öncesinde okumama ve kendi kendime uygulayacağım sözü verdikten sonra ne kadar çabuk unutmuşum. Oysaki kitabı okuduktan sonra mucizelerim (kitapta da bahsedilen) olmaya evren göz kırpmaya başlamıştı. Çabuk kaptırıyor insan kendini hayatın çetrefilli yollarına.

Zaman geçtikçede unutuyor insan ve dalga geçmeye başlıyor. Saçmalık diyor kendince. Kendinin söylediğini sanıyor. Gerçi Aykut bu durum için EGO muzun oyunudur diyor. Bir kutudan diğer kutuya geçmemize engel olur diyor.

Bu kitabı ilk okumaya başladığımda mevcut kutum:

İşsizdim. Evde kendimi bir işe yaramaz bir adam gibi hissediyordum. Çevremdeki herkes de bu psikolojiye beni iyice adapte ediyordu. Maddi yönden oldukça sıkıntılı bir dönemdi. Tabiki Manevi yöndende. Gelecek kaygılarım vardı. Neyse kitabı okudum ve benzer bir kaç kitap daha okudum,inandım. Diğer okuduğum birçok kitabın yanında bu benim dilimde anlatıyordu. Sıkıntıyıda benim dilimde yaşamıştı.

Neyse saadete gelelim. kitabı okudum evrene ilk siparişimi verdim. İş: ilk yeni ayda iş istiyorum dedim. Ve yeni ayın ilk gününde (eşimde şahittir) telefon geldi. Ertesi gün şuan çalıştığım iş yerinde işe başladım. Siparişim gelmişti.

Daha bir kaç küçük mucize de oldu ama onlar bana kalsın.

Teşekkürler Aykut Oğut böyle bir kitap yazdığın için ve unuttuklarımızı hatırlattığın için.

Kısmetim açıldı



Hanım diyor ki" Satürn Başaktan çıkıyor muş. Artık Başakların işleri yolunda gidecekmiş."
Satürn başaktan çıkıyor kısmet açılıyor derken ilk mesajım geldi. Bugün yerde Çengelli iğne buldum tamda yatağımın yanında ağzı açık. Bu demek oluyor ki artık özgürüm. Kilitlerimden kurtuldum.


Not: ilk leyleği havada görürsen bol seyehat edersin. Yerde görürsen yerinde sayıklarsın demezler mi. Çengelli iğnenin çengelini açık görürsende kısmetin artık açılır