SÖZ

"BAŞARILI İNSANLAR AZ UYUMAZLAR,

AZ UYUYANLAR BAŞARILI OLURLAR.
"

Erdal Demirkıran

Pazar

Semt pazarında 2 diyalog aktarayım.

1) Hanım Teyze: yavrum 1 kiloya ne kadar sığıyor.

Pazarcı: incesinden alırsan 40-50 tane, kalınından alırsan 3-4 tane, orta boyundan alırsan 6-8 tane.

(adam pırasa satıyordu)

2) Yumurta 20 kuruş, 22,5 kuruş.

Hanım Teyze: 15 tane yumurta ne kadar?

Pazarcı : 3 TL.

Parayı alan pazarcı arkadaş "Kesene bereket. Ablalar günün kutlu olsun." Diyerek hanım teyzeyi mutlu mesut gönderiyor.

Yarış Atı

Yıl 1980.

İlkokul 3. sınıftayım. Eve geldim. Bas bas bağırıyorum.

-Bütün arkadaşlarım zeki olacak. Hepsi dershaneye gidiyor. Ben aptal olacağım.

Annem ilkokul öğretmenimle (Müzeyyen Hanım) konuşuyor. Öğretmenim;

- Onlar çocuklarını evde tutmak istemediklerinden gönderiyorlar. 3. sınıf talebesinin dershaneyle işi olmaz.

Yıl 2009

Bizim kız ilkokul 3. sınıfta. Annesi bas bas bağırıyor.

-Yazılıların ve testlerinde yanlış yapıyorsun. Yeterince çalışmıyorsun. Özel dershanelerin deneme sınavları var. Katılmak istermisin? (Aslında soru değil mecburiyet)

Ve ben bugün annesinden aldığım talimatla 3 ad. dershanenin deneme sınavına kayıt yaptırdım kızımı. Önümüzdeki 3 hafta sonu (3 pazar) deneme sınavımız var.

Oda huzur için olur diyor. Bende.

Tahlil Sonuçları

Tahlil sonuçları iyi çıktı.

Tam yas tutacak bişey yok derken. Yaşasın Doktor güzel bir haber verdi. Kollestrolüm yüksek çıkmış. 3 ayda 5 kg verecem tekrar tahlil yaptıracağım.

Yakında bir iki kötü haber daha gelir daha da iyi olur. Biz böylesinden zevk alıyoz. Acıların çocuğuyuz...

Öylede Böylede Ben İstedim.

Bugün, son zamanlarda sık sık başıma gelen diş ağrılarım nedeniyle haşır neşir olduğum diş doktoruma gittim. Sağolsun o da bizim doktor abimizin yadigarı, ücretsiz tedavi yapıp duruyor. Yakında kapıdan filan almayacak telefonlarıda açmayacak korkarım.

Neyse konumuza döneyim. Çektiği röntgende kemiklerde aşırı çekilme olduğunu söyledi. Normalde 60-65 yaşlarında görülebilecek durum dedi. (İşin esprisi zaten şuan yaşadığım hayat 60-65 yaşındaki herhangi bir emeklinin hayatından farklı değil.) Tahlil yaptırmamı istedi. Hanımın tavsiyesiyle sağlık ocağına gittim. Doktorumuz pazartesi aç karnına gidip numune vermem gerektiğini söyledi. Neyse karar verdim pazartesi gideceğim.

Bu arada eşimin akşamki tepkisi inanılmazdı.
-Dalga geçiyor olmalısın dedi. Olanca saflığıyla.

Hala 17 yaşında beraber dolaştığı kızı acitasyonla tavlamaya çalışan erkek muamelesi yapması garibime gitti.

Daha sonra da ama neden bu kadar sakinsin dedi. Bir başka garip olay. Eğer ciddi bir hastalık varsa ve yapılacak birşey yoksa yas tutmanın bir alemi yok.

Aksi durumda zaten önemsiz birşeyse de yine yas tutmanın bir mantığı yok.

Kadınlar

Bu konuya değinmek istemiyordum ama değinmeden rahatlamayacağım. En azından geleceğe bir not düşmüş olurum.

Bundan 7-8 yıl kadar önce arkadaşım kendince güzel bir evlilik yaptı. Kendisi çalışıyor, eşi ise evde oturuyordu. Yeni evlilik günleri tabiki akıllar bir karış havalarda. Kız şurda oturmam diyor. Oğlan oturmuyor. Hop Daşınalım O zaman dazan. Oğlan arkadaşlarıyla görüşecek. Kız sıkılgan, bunaltıcı, sahiplenen görüştürmüyor. İş yeri arkadaşlarıyla yemeğe gitme şansı yok. Oğlan nerde evli biri varsa onunla görüşelim ki kızda arkadaş edinsin mantığında. Zaman böyle geçiyor. Oğlanın çevresinde üç beş çok eski dostu dışında adam kalmıyor. Onlarla da ancak telefonla görüşüyor. Kim böyle bir herifle görüşmek isterki. Her yemeğe karısı veya çocuğuyla gelen adamla kim ne yapsın.

Zaman durur mu ilerliyor tabiki. Bizim kız gel zaman git zaman sosyalleşiyor. Çevre ediniyor. Kız arkadaşlarıyla bekarlık toplantıları, komşularla dedikodu toplantıları, İnternet çet arkadaşları vs vs. hatta geçen gün duydum ki.

Hafta sonu program yapmış bizim kılıbığa da çocuk bakma işini vermiş. Kendisi gezecekmiş. Hatta bunun adınada aktivite demiş.

Ama yine de çok modern bizim kız. Aynı şeyleri kocasıda yapınca kesinlikle rahatsız olmaz. Hakkını yemeyelim.

Evlilikler değişiyor.

TANRILAR OKULU

EAT LESS AND DREAM MORE.
Daha az ye, Daha çok düşle.
SLEEP LESS AND BREATHE MORE.
Daha az uyu, Daha çok nefes al.
DIE LESS AND LIVE FOREEVER.
Daha az öl ve ebediyyen yaşa.

"İnsanın geçmişi, bugünü ve geleceği... kendi yolunda yürürken başından geçen olaylar, koşullar ve deneyimler, kendi inançlarının yansıttığı gölgelerdir; onun varoluşu ve kaderi, kendi yargılarının ve düşkünlüklerinin elle tutulur, gözle görünür hale gelmesidir,"

"Algıladığın, gördüğün ve dokunduğun her şey, bir görünmezlikten kaynaklanır. Bir insanın yaşamı, düşlerinin gölgesidir, ilkelerinin ve inandığı her şeyin gözler önüne serilmesidir. Herkes kararlılıkla inandığı şeyin, noktasına virgülüne kadar gerçekleştiğini görmüştür. İnsan daima yaratır. Karşısına çıkan engeller ise insanın kendi sınırlarının, çekişen fikirlerinin ve zayıflığının maddeye dönüşmesidir.

Kimisi vardır yoksulluğa inanır, kimisi hastalığa tapar, kimisi sürekli olarak kıtlığa ve kısıtlamaya inanır ve kimisi de her şeyini suçluluk duygusuna bağlar...

İnsanoğlu benliğinin en karanlık durumlarında bile daima yaratır."

Devrik Cümle Gibi Hayat

Son zamanlarda artık gözden düşmüş zamanın içinde kalmış ve kaybedilmiş bir hayatı tekrar yaşamaya çalışmanın verdiği ağırlıkla geçiyor günlerim.

Ev halkı almış başını gitmiş. Dönüpte arkaya bakan yok. Kararlar bağımsız mahkemelerce alınıyor. Sorumluluklar sorumsuzca yükleniyor üstüme. Adına güç denilen bağımsız ayakta durma çabalarımın tam da o anda içine ediliyor. Bakıldığında beraber ve yanyana ama aynı zamanda bir o kadar birbirinden uzakta yaşanılan hayatların arasında sıkışılıp kalınmış.

Yapılanlara ve yapılmayanlara kükreyenler başlarına geldikçe öyle masum anlatıyorlarki yaptıklarını ve planlarını. Birlik beraberlik hak getire. Ama ibre döndüğünde merak ediyorum ne olacak ne yapacaklar eski aslanlar. Sahi eskiden yıldız yaparlardı. Şimdi ne yapıyorlar?

Yüzyıllar öncesinden evrene salınmış HEPİMİZ BİRİMİZ, BİRİMİZ HEPİMİZ için üç silahşör sözleri. Eski anlamını yitirmiş. Kaybolmuş teslim olmuş ruhların beyinlerinde. Sadece BEN HEPİNİZİM ve HEPİNİZ BENİM İÇİNSİNİZ megolamanlığı içinde doğal kabul edilmesi gerekiyor.

Ve doğal olarak şunun farkındayım ki bu hayatı ben seçtim ve değiştirmekte tamamen benim elimde.

MEA CULPA : Benim hatalarım yüzünden
MEA CULPA : Benim hatalarım yüzünden
MEA MAXİMA CULPA : Benim en ağır hatalarım yüzünden.

ve son bir söz:

HEP AYNI OLAYLARLA KARŞILAŞIYORSUN, ÇÜNKÜ SENDE HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMİYOR.

İyİ GüNdE KöTü GüNdE

Filmlerde insanlar evlenirlerken rahip veya nikah memuru sorar,

İyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta, ölüm sizi ayırıncaya kadar karı veya kocalığa kabul ediyormusunuz?

Tabi o coşkulu, adrenalinleri tavan yapmış insanlarda evet derler. Ancak zaman geçer heyecan azalır, birbirlerini arzulamaz olurlar. Evlerde hakimiyet kavgaları başlar ve faturalar birikir, kötü günler olur çatışmalar başlar.

Ve sonuç o heyecanlı iki insan ayrılmaya ve bağımsız hayatlarını yaşamaya karar verirler.

Tabi bunların hepsi filmlerde.

Mühendis

Mühendis, yapması gerekenleri bilerek elindeki imkanları en iyi şekilde değerlendirerek amaca en uygun pozisyonu meydana getiren insandır. Yoksa Matematiğin 4 işlemini bilip, 10-15 formülü ezberleyerek sınavda çıkan soruları yapmış olan insan değildir.

Mühendis bulunduğu organizasyonda ekibini en iyi şekilde yöneten ve organize eden insandır. Mühendislik eğitiminin temelinde matematik, fizik, kimya vb. pozitif bilimleri barındırmaktadır. Mühendislik, negatif durumla karşılaştığında yas tutan değil, çözüm için çabalayan insandır.

Mühendislik hayatın aslında ta kendisidir. Bir mühendis finans bilmeli, kar zarar dengesini ayarlayabilmeli. Bir mühendis bu anı yaşarken geleceği inşaa etmek için çabalamalı.

Ben böyle düşünüyorum.