Bugün NTV de CANLI GASTE programında, İZZET GÜNAY ve TÜRKAN ŞORAY'ın başrollerini paylaştığı 41 yıl önce çekilen VESİKALI YARİM filminin oyuncuları ile yapılan röportajı seyrederken bu yazıyı yazmak aklıma geldi.
Bu film çekildiğinde babam 20 li yaşlarının sonlarında, annem ise ortalarında olduğu dönemler. İkisi acaba bu filmi hangi yazlık sinemada ve kaç kuruşluk leblebi, çekirdek yiyor ve hangi meşrubatı yudumlarken seyrediyorlardı. Alaska Frigo var mıydı? Bu orta yaş bunalımı olsa gerek. Merak işte.
Anlatmak ve paylaşmak istediğim, Filmin Hikayesi veya Annem ve Babamın ne yiyip içtikleri de değil.
Eski filmlerde özellikle diyaloglarda yaşayan ayrı bir dil vardı. Daha çok hatırladığımız - NAYIR - NOLAMAZ gibi duygu yüklü, söyleyenin maddi ve manevi çöküntünün içinde sarfettiği kelimeler ve karşı tarafın - FAKAT NEDEN BU KADAR ÜZÜLDÜNÜZ Kİ KUZUM? BİLİYORSUNUZ BİZ AYRI DÜNYALARIN İNSANLARIYIZ vb...devam eden cümleler.
Bu filmlerde asıl benim dikkatimi çeken, bugün pek çoğumuzun kullanmadığı SİZ kelimesi veya -NUZ, NİZ vb. son ekler. İngilizce' deki YOU' nun karşılığı. (SEN veya ÇOĞUL SİZ değil.) Kibarlığın, Saygının ve Sevginin SİZ'i.
Artık çekindiğimiz veya korktuğumuz birine karşı kullanıyoruz. İşimizi kaybetmekten, anlaşmayı yapamamaktan ve her ne olursa olsun görece kazanımlarımızı kaybettirme gücü elinde olanlara karşı kullanıyoruz. Saygı duyduğumuzu göstermeye çalışıyoruz. Karşımızdaki de bizim saygımıza layık olduğunu düşünüyor. Aslında tamamen kandırmaca.
Sonuç olarak neden kullanmadığımızı veya kullandırılmadığını bilmiyorum. Belki artık Kibarlık yumuşaklık, Sevgi ve Saygı'nın başka dünyaların kavramları olduğunu düşündüğümüzden kullanmıyoruz.
Sanırım SEN gibi sözlüye kaldıran (okul yıllarımızın kabusu) veya hedef gösteren kaba bir kelimenin yerine,
Kibarlığın = Şahsınızın zerafeti
Saygının= Gösterişi
Sevginin = Muhteşemliği ni barındıran SİZ' i kullansak
Savaşları bitirmez ama biraz daha keyifli sohbetler yaşamamızı sağlar diyorum.
Tabiki
Nasıl İsterseNİZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder